Biz kimiz?

Bilgisayar dünyasında, donanım maliyetleri ile yazılım maliyetleri arasında orantısız bir dengenin bulunduğunu düşünenlerdenim. Yüzlerce firmanın ürettiği binlerce parçadan oluşan donanım maliyetinin, bir kaç firmaya ödenen lisans maliyetinin altında olması haksızlık gibi geliyor bana.

Üstelik, kapasiteleri ve kabiliyetleri sürekli gelişirken donanımın toplam maliyeti düşüyor, yazılım firmaları ise lisanslama modellerini değiştirme numaralarıyla paylarını sürekli artırma peşinde.

Donanım piyasasındaki rekabetin hem gelişmeyi sağladığını hem de fiyatı düşürdüğünü ben de biliyorum, piyasayı bilen biri olarak yazılım piyasasında bunu sağlayacak yeterli faktörün olduğunu da görebiliyorum.

Peki, nasıl oluyor da küresel çapta yazılım firmaları bu kadar fütursuz fiyat politikaları uygularken, biz hala onlara ödeme yapmaya devam ediyoruz?

Bunun muhtemelen bir çok faktörü vardır, ama en önemlilerinden biri, bilişim sektöründe çalışanların bile ücretsiz yazılımlar hakkında doğru ve yeterli bilgiye sahip olmamasıdır. Yazılım alımında karar veren yöneticilerin çoğunun bilişim alanında uzman olmadığını da göz önüne aldığımızda bugünkü durumun doğal olduğunu anlayabiliriz.

Tabii ki çoğu ücretsiz yazılımın aşağıda yazılan özellikleri de bu sonuca katkıda bulunuyor.

  • Bazı ücretsiz yazılımlar bütünleşik (entegre) çözümler sağlayamıyor. Bir tek işi yapmak için hazırlanmışlar, bağlantılı diğer işler için başka yazılım bakmak gerekiyor. Burada da ücretsiz çözüm bulunabiliyor ama aralarında bir bağ kurmak gerektiğinde (entegrasyon) sınıfta kalıyorlar.
  • Linux temelli, kabiliyetli, güçlü, stabil ve yaygın kullanılan bir sürü ücretsiz yazılımın müşterisi yok. Linux kullanmayı bilenlerin sayısı az olduğundan, kimse yönetemeyeceği yazılımı kullanmak istemiyor.
  • Yazılıma para vermeme fikrini sevecek patron bulmak zor değil. Asıl problem, ücretsiz yazılımın kurulumuna ve desteğine para vermek gerektiğinde ortaya çıkıyor. Binlerce dolarlık yazılımı kurarken para kazanabilen bir bilgisayar firması, benzeri ücretsiz yazılımı beleşe kurmak gibi bir ikilemle karşılaşıyor.
  • Ücretsiz yazılımların Türkçe sorunu da insanların tercihini olumsuz etkiliyor. Ücretsiz yazılımların çoğunda Türkçe kaynak bulmak zor, destek verebilecek internet sayfaları sınırlı. Teknik ekiplerin İngilizce bilgisi yeterli değilse, sistemde sorun oluştuğunda çözüm bulununcaya kadar kaybedilecek zaman önemli bir risk faktörü olarak görülüyor ve kimse bu riski almak istemiyor.
  • Marka bağımlılığı sadece beyaz eşyada ve giyimde karşımıza çıkmıyor; bilişim sektöründe yaygın kullanılan yazılımların ve büyük firmaların da fanatikleri var. Benzer özelliklere sahip ücretsiz yazılımları kullanmak yerine, bilinen fakat pahalı ürünleri tercih eden, riske girmekten kaçınırken gereksiz maliyete katlanan çok kişi mevcut.

Düşündük, taşındık, bu duruma bir müdahale etmek lazım deyip kolları sıvadık.

Dağarcığımızda biriktirdiğimiz, etraftan öğrendiğimiz, internetten tırtıkladığımız, az da olsa kendimiz geliştirdiğimiz çözümleri paylaşmaya karar verdik.

Haydi Bismillah …

Scroll to Top